Ve kendin için bir dakika saygı duruşunda bulun.
Artık hayat o kadar acımasız ki. Bir sivrisinek kadar akıllı olamadığımız şu hayatta inadına kan emebilmek için vampir efsaneleri uyduruyoruz. Efsanelerle vampir oluyoruz, geceleri kanlarını emiyoruz hayallerimizin... Hayat kan istiyor, düşün bir dakika!!!
Biz hiç kendimiz olmaya fırsat bulamıyoruz. Hep başkalarının hayalleri ile yaşıyor kendi hayallerimizin içine etmeyi çok iyi biliyoruz. Çünkü söyleyemiyoruz belki de söyletmiyorlar. Utanıyoruzdur belki de o çocuksu hayallerimizin öğrenilmesinden. Oysa biliyorum hala koşarak dağlardan aşağılara uçurtma uçurmak istiyorsun. Biliyorum o camı hala kırıp kaçmak istiyorsun.
Ne oluyor biliyormusun. İçimizdeki çocuğu öldürmeye çalışma bir yana, sevgilerimizin içinde asla bir çocuk kadar masum olamıyoruz. Ve suçluyoruz giden sevgiliyi. Kalbini sökmüş ve çekip gitmiş triplerindesin hala. Bir bak kendine kalbin hala yerinde. Görebilmek ve duyabilmekte cabası. Boşa efsaneler oluşturuyorsun ve bununla beraber yaşıyorsun. Yaşamayı asla hak etmiyorsun bunu sende iyi biliyorsun. O yüzden kalbi sökülmüş insanı oynuyorsun.
Hayat acımasız biliyoruz ya sen? Biz acımasız olamaz mıyız?. Söz geçirtemezmiyiz çelikten düşüncelerimize. Kelimelerden kurşunlar yaparken neden namluyu beynimize dayayamıyoruz.. Hep başkalarına yüklendik. Acizleri seçtik ve onların kanı emmek için bir saniye bile düşünmedik.
Bir sivrisinek kadar akıllı olamıyoruz, düşün bir dakika…
Özkan Ege / “Deni-yorum”
|