30.11.2009 tarihinde , admin tarafından yazılmış ve 419 kere okunmuş.
Türkiye — Greenpeace, hükümetin nükleer santral planlarını tarihin tozlu raflarına göndermek için harekete geçiyor. Hedef, nükleer masala inanmadığını ve geleceğini nükleer riskler ile karartmayı reddettiğini haykıracak 1 milyon insanı bir araya getirmek!
Greenpeace bugün hükümetin nükleer santral planlarına karşı bir kampanya başlatıyor. Kirli, tehlikeli ve pahalı olduğu kanıtlanmış nükleer enerjinin Türkiye’de kullanılmasını istemeyen, hükümetin nükleer enerji planlarından bir an önce vazgeçmesini talep eden 1 milyon kişi www.ilovvenuclear.org’ da bir araya geliyor. Kampanyanın amblemi mutasyona uğramış bir kalp, sloganı ise “Nükleer ile yaşamaya hazır mısınız?”.
İnternet üzerinden yürütülecek kampanyanın öncelikli hedefi, şu anda hükümetin üzerinde karar vermeye çalıştığı nükleer santral ihalesini iptal ettirmek. Sonrasında ise nükleer enerji planlarını bir daha geri gelmeyecek şekilde tarihin tozlu sayfalarına göndermek.
Greenpeace Akdeniz Enerji Kampanyası Sorumlusu Korol Diker, bugüne dek yaşanan birçok örnekte defalarca ne kadar tehlikeli, pahalı ve kirli olduğu kanıtlanan nükleer enerjinin geçmişe ait bir teknoloji olduğunu söylüyor. Diker’e göre nükleer enerji, nükleer lobinin yalanları ve ileri görüşlü olmayan politikacılar yüzünden her defasında bize asrın buluşu olarak sunuluyor ancak genç ve büyük bir potansiyele sahip olan Türkiye’nin, yenilikçi liderlere ve çağdaş enerji çözümlerine ihtiyacı var.
Nükleer yalanlarla kaybedecek vakit kalmadı!
Bugün herhangi bir reaktörde büyük miktarda radyasyonun doğaya salınabileceği bir kaza gerçekleşebilir. Normal işletim halinde dahi radyoaktif maddeler havaya ve suya salınmakta. Daha Çernobil’in hatırası hafızlarda iken hala pazarlanmak istenen bu “güvenilir reaktörler” masalına artık inanmak mümkün değil!
Öte yandan nükleer, ulusal enerji bağımsızlığını sağlamadığı gibi, ithal doğalgaz ve petrol gibi fosil yakıtlara olan bağımlılığı arttırıyor.Bu nedenle de iklim değişikliği felaketi çözümünün de önündeki en büyük engellerden birisini oluşturuyor.