- Kepeleğin en sevdiği çiçek nedir?
- Mesela papatya sadece araç. Papatya en güzel çiçeğim olmayabilir de. Kaktüs de olabilir
Sürpriz.
- Ölümden korkuyor musun?
- Hiç düşünmem öyle. Ölmemek ya da korkmak,sevinmek gibi..Ölüme kafa yormam yani. Benim olayım doğum ile ölüm arasındaki şey.Yaşamın ta kendisi.
- Anladım. Aslında öyle düşünmek lazım. Bir de hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamak ama yarın ölecekmiş gibi de davranmak diye söz vardı. İkisinin ortasında bir yaşam sürmeye çalışmak.
- Tabiî ki de.Ama o felsefe şöyle biraz. Mesela şu an ideal belirlediğin üniversite var.
Sana sorsam ben röportaj olarak. 4 senelik ömrünün olduğunu söyleselerdi ne yapardın o ömründe?
- Hiçbir şey.istesen de yapamazsın bence. Çok zor. Ve çok yapmacık olurdu her şey.
- Eee üniversite okumak? Bir gün emekli olmak? O evi almak için senelerce para biriktirmek?
Hayattan elini ayağı çekmek. İnsanı tanımamak? Ne kadar gereksiz uğraşımız varmış değil mi? İşte hayat yarın ölebilecek olmaktır. O yüzden ölümü korku değil bir programın bitişi gibi düşünmeliyiz.
- Evet doğru. Yapılan her şey anlamını yitirirdi. Hani şu vardır. Hep günah işle. Sonra hacca git, tövbe et. Ve sonra insanlar… Samimiyet de yok olurdu.
- Bu konuda /Secret/ adlı kitabı okurum. Hayatın dengesini kuantum fizik yasasına bağlar
teşekkür ve özür kadar, şükür ve tövbe kadar güzel bir şeyin olmadığı şu hayatta her şey bir araçtır. Her şeyi tabu kılan bizler hayattan soğuduk. Şarabı tadamaz olan, insana dokunamaz olan, Rabbinden korkan, bir türlü konuşmaya bile cesaret edemeyen varlıklar olduk.
Samimiyet de yok oldu dediğin gibi. Ve o yüzden çoğu insan günahkar biliyor musun? Neden?
Çünkü her yaptığını günah sayıyor. Çünkü doğalıyla değiller. Çocuk düşle..5 yaşında. İşte bir çocuğun dinlediği bir masaldır oysa tüm hayat. Ama sonra büyüyünce insan o masalın içine ediyor ve onu romana dönüştürüyor. Sanki kendi hayatında çok gerçekçiymiş gibi.! Masallardan nefret ediyor ve gerçekçi bir şeyler istiyorum diyor. O kadar abartıyor ki görmediğini sandığı Tanrıyı bile iptal ediyor.
- Peki hala aklında olan, en çok sevdiğin, unutamadığın masal hangisiydi ??
- Çok masal okudum. Fakat maalesef ilk okuduğum masal unutamadığım olmadı.
Beni derinden etkileyen Güliver masalıydı Pelin. Çünkü acaba Güliver mi büyüktü, yoksa etrafındakiler mi küçüktü sorusunu beraberinde getirdi. Ve şu anki beni şekilendirdi.
- Peki kepelek neden moru sever? Morun özel bir anlamı var mı onun için?
- Tabi ki de var. Hayatımda hiç anlamsız bir şey bulunmaz. Mor tüm renklerin ortası bir o kadar da en gizemlisidir. Sanırım hayatın uç noktalarında durup hayatın en ortalarında yaşam bulabilmemden kaynaklanıyordur. Şöyle düşün ki ideoloji-din-futbol-halk her alanda bunu test edebilirsin. Renksizliğin içinde siyah beyazı severken mora aşık olabilmek. Bir dinin varken başka dinlere sonsuz saygı duyabilmek, moru sevebilmek kadar güç bir şey insanlarda. Öyle düşünüyorum ben. Ticari markamın adının mordizayn olması da buradan geliyor.
- Mesela herkesin bence ayrı bir Tanrı tanımı var Özkan. Biliyorum Allah birdir ama senin düşüncendeki Tanrı anlayışı, sevgisi nasıldır?
- /Herkesin tuttuğu kendine/ diye bir atasözü vardır. Yerde meşin yuvarlak gezdirilen şeyin adına futbol deniliyor.Amerikan,Latin futbolu diye de çeşitleri var. Tabi dinleri de futbol takımlarına benzetmek yanlış olmaz. Yani olayın özü eğer o futbol sana mutluluk katıyor ise tanımlar gereksiz kalır. Kimin umrunda hangi futbolu oynadığımız! Bir insandan Tanrıyı tarif etmesini beklemek son derece yanlıştır. Aşk gibi düşle. Ve her tarifin bir tahrip olduğunu unutmadan aşkı yaşamak gereklidir. Tanrı da sevgidir, aşktır ve ötesidir.
- Çok mu sık yazarsın,yoksa ilham perilerinin gelmesini mi beklersin?
- Yok yazıyorum her gün üç makaleyi buluyor. Ama edebi değeri önemli ben için yazdıklarımı idman olarak görüyorum bakmışsın yıllar önce yazdığım bir satırdan sayfalar yazar olurum bakarsın o satır yeni bir şiirimin başlangıç yada sonu olur.
- Planlayarak mı yazıyorsun yazılarını?
- İnanır mısın ben hiç planlı yaşamam.Programlı yaşarım o da kalkış saatlerim, günlük yazma alışkanlığım… Şey gibi düşünüyorum bir sinemasever ya da yönetmen güzel sinema eserleri sunabilme yetisinde olsa bile, eminim ki önce ufak kısa filmler yaparak zaman geçiriyor. Belki de bir sabah Eyüp’te güvercinleri çekiyor. Öğle üzeri Üsküdar feribotunda simit yiyenleri,
akşam da Taksim’de yürüyenleri, gece tavernada eğlenenleri çekiyordur. Belli mi olur belki de her çektiği ona göre idmandır.
- Birikim önemli kendini, hayatı tanımak, anlamak…
- Tabi ki de birikim. Fakat çok kitap okuyan kitap yazar mantığı yerine, okumak kadar çok yazı yazan başarılı olur. Resimde de, müzikte de pratikle teorikler çıkıyorsa, edebiyat sanatında durum kaçınılmazdır.
- Peki yetenek sence doğuştan mı?
- Doğuştan demeyelim de, 0-7 yaş arası kazanımlardan desek daha doğru olacaktır. Profesör bir resim hocasının dediği şuydu sanatçı olmak sorusunda. Bir sanatçının üstün olabilmesi dedesinin de sanata eğilimiyle alakalıdır. Yani çocuk feyz ala ala törpüleniyormuş üstad ressamlar da sanatçı aileden geliyorlar .
- Benimsediğin sanat akımı hangisi?
- Sürrealizm olmasa yaşayamam ben. Kalıpları hiç sevemedim küçüklüğümden bu yana.
Röportaj: Pelin Özel
|